RSS Feed

Tag Archives: kedi sağlığı

Kediler ve kabızlık

Posted on

cat im pooping

Azıcık boş vakit buldum evet ve hemen açılan arayı kapatmak üzere ardı ardına yazı eklemek istedim 🙂

Şuan yaşadığım bir problem üzerine kediler ve kabızlık konusunda yazmak istedim zira Misha biraz kabız oldu ve dışkısını yaparken birkça gün kan gördük dışkısında.

Tabiki acaip korktum. Hemen veterineri aradım çünkü yapılması gereken ilk şey budur. Bunu hemen belirteyim ki yazı altına sorunumu anlatayım belki bedava deva bulurumcular yüklenmesin 🙂 Böyle bir durum görürüseniz kedinizde bir terslik var ise hemen ilk iş veterineri arıyor veya götürüyorsunuz bu iş bu kadar basit!

Kedilerin dışkılarında kan görülmesinin birçok sebebi olabilir bu basit bir kabızlık ve zorlanma kaynaklı olabileceği gibi bağırsak kanseri gibi çok beter bir hastalık kaynaklı da olabilir.

Dolayısı ile biz veteriner olmadığımızdan yani ben de siz de bu durumun neden kaynaklandığını analiz edip bulamayız. İlk iş veterinerinize muayene olup bu kanlı dışkının nedenini teşhis ettirdikten sonra eğer sorununuz basit bir kabızlık ise buyurun yazının devamına!

Ben önden önde belirteyim de burada teşhis tedavi vs amacıyla paylaşımlarda bulunmuyorum zaten o yeterliliğe sahip biri değilim ama tek sebebi az su içmek ve kuru mamayı abartmak dolayısı ile kabız olan bir kediyi yola getirmesini de biliyorum bu bilgilerimi paylaşmak isterim 😉

Bir şey daha belirteyim dışkıda kan görülmesinin bir nedeni de parazitler olabilirmiş, dolayısı ile kedinizin iç ve dış parazit tedavilerini son derece düzenli olarak yaptırmanız çok önemli. Böyle bir durumla karşılaşırsanız da düzenli tedavilerini oluyorsa bu şıkkı elemek kolaylığı oluşuyor.

Nerede kalmıştık Misha kedisini öyle görünce çok üzüldüm tabii ki benim aklım hep en kötüye çalışıyor çünkü ama veterinerimizle konuşunca biraz rahatladım. Ve onun önerisiyle beslenmesine biraz daha lif eklemeye çalıştım.

Ne yaptığıma gelince.

cat-i-poop-rainbows

Yeşil dolmalık kabak satın aldım halka halka kesitm ve suda haşladım her gün 2 halka yedirdim ve yedirirken üzerine bir çay kaşığı da zeytinyağı ekledim. Bu arada tadını sevdi kerata zorlanmadan yedi 🙂 Yeşil kabak kedilere ekstra lif sağlamak adına güvenle yedirilebilecek bir sebze. Her sebze için aynı şeyi söylemek doğru olmaz ama.

Zeytinyağı da kabızlığa çok iyi geliyor ama abartılmaması lazım bize veterinerimiz bir çay kaşığı kadar önermişti.

Sonra ılık su ve organik yoğurtile Misha hanıma ayran hazırladım ve özel besleme enjektörü ile 2 enjektör ayran içirdim. Kendisi içmiyor çünkü, bazı kediler seviyor ayranı oysa ki. Böyle içirirken çok dikkatli olmak lazım nefes borusunakaçıp da boğulmaması için.

Bir de son olarak evde Gimpet’in Prebiyotik Paste adı verilen bağırsak için yararlı bir flora oluşmasına yardımcı olan ödül macunu vardı. Ondan da verdim hatta tadına bayıldıkları için her iki kedime de ödül olarak verdim.

Ve gün içerisinde bol bol su içmeye teşvik ettim.

Bir de bağırsak florasını olumlu etkileyen ve dışkının katılaşmasını önelmede yardımcı Natur Brewers Yeast Sarımsaklı Maya tableti verdim bir adet günde şu Angora markasına ait olan turuncu kapaklı üründen. İlaç değil yanlış anlaşılmasın, besin desteği gibi bir ürün zaten arada veriyordum bizimkilere bu sorunolunca birkaç gün her gün günde bir adet vereyim dedim.

Aaaa unutmadan bu birkaç gün her gün kuru mamasının yanında yaş mama da verdim. Sonuç güzel oldu sanırım kurtulduk birkaç dışkı gözlemlemesi daha yapacağım ama en son kan görünmüyordu dışkısını çok rahat yaptı hatta günde 2 kez yaptı 🙂

Bu kadar şey yapmışsın hayvanı ishal etme de diye soranlar olabilir, yeşil kabak öyle ishal yapıcı bir etki yapmıyor keza yoğurt, prebiyotik macun ve maya tableti de öyle…. Ayrıca bunlar doğal ürünler ilaç değiller yani..

Kedinizin basit bir kabızlık sorunu varsa, deneyebileceğiniz alternatifler listesi gibi oldu bu yazı…Belki sizlere yeni bir fikir verebilir diye yazayım dedim. Tabi kabızlığın altında başka başka problemler hastalıklar varsa bunların hepsini yapsanız da kâr etmeyecektir.

Kedilerimiz hep sağlıklı olsunlar, bizi üzmesinler ♥ Amin!

Neden kedilerimizi kısırlaştırmalıyız?

Posted on
Üst katıma böyle bir güzellik taşındı! ;)

Üst katıma böyle bir güzellik taşındı! 😉

Bu hafta, sizlere biraz kedilerimizi kısırlaştırmanın öneminden bahsetmek istiyorum

Sevgili kedi dostlarım, üst katımızdaki daire kiralıktı ve oraya yeni bir aile taşındı. Daire boşken çok dua etmiştim, allahım ne olur kedi sever birileri gelsin komşum olsun diye.. Allah sanırım dileğimi kabul etti, hakikaten de öyle oldu! Yukarıdaki bembeyaz güzel kedinin aynısı şuan üst komşumda var 🙂

3 gündür acı acı bir kedi miyavlaması duyuyordum ses bariz şekilde kızgınlığa girmiş bir kedinin çiftleşme çağrılarına benziyor idi. Sokağımızda ilgilendiğim çok sokak kedisi var önce onlardan biri zannettim çünkü ses çok yakından geliyor olmasına karşın tam olarak hangi yönden geldiği anlaşılamıyordu. Ancak sesi her duyduğumda balkona camlara koşmuş fakat sesin sahibi kediyi bir türlü yakalayamamıştım. Ben sesin kaynağını bulamadıkça ses de sürekli gelmeye devam ediyordu nasıl merak ettim meraktan çatladım adeta 🙂

Sonra endişelenmeye başladım altımızda kiler kömürlük gibi bir alan var ve kimi zaman kapıcımızın ihmalkarlığı yüzünden orada meraklı sokak kedilerinin kapalı kaldığı olmuştu. Böyle durumlar olduğunda da miyavlamaları duyup yine biz kurtarmıştık aşağıdan kedileri eşimle. Acaba bu acı acı miyavlama günlerce aç susuz kapalı kalmış bir kediciğe ait olabilir miydi? Sesi duyuyor ancak bir türlü hangi kediden tam olarak hangi yönden geldiğini keşfedemediğim için bir yardımda da bulunamıyordum ve bu beni çok mutsuz etmeye başlamıştı ya kurtarmaya geç kalırsam ve bu kedi ölürse acaba nerede acaba nerede diye sürekli aranmaya başlamıştım.

Sonunda eşim sesin yeni taşınan üst komşularımızdan geliyor olabileceğini akıl etti ve ben de hemen bir kapılarını tıklatıp sormak istedim. Eğer kedileri yoksa gerçekten rezil olacağım diye düşündüm önce gecenin sekizinde acaba kediniz mi var diye sormaya çıkan bir kadın 🙂 Ama kapı açıldığı anda bembeyaz güzel bir kedinin de yüzünü göstermesi bir oldu 🙂

O anda ne kadar ferahladığımı ve mutlu olduğumu anlatmama gerek yok sanırım! Hem miyavlamanın kaynağını bulmuştum hem de üst komşularım kedi severdi, tam da dua edip dilediğim gibi 🙂 Meğersem bu güzel beyaz kedicik kızgınlığa girmiş ve sahipleri de henüz ilk kez kedi baktıklarından durumu tam anlayamamışlar yeni ev yüzünden oluyor sanıyorlarmış 🙂

Kapıda kısaca konuştuk hemen kucağıma aldım öptüm sevdim zaten sevilmeye çok müsait bir durumdaydı 🙂 Ben de bu durumdan faydalandım diyelim 🙂 Ayak üstü kedilerini kısırlaştırarak ömrünü uzatacaklarından ve ona daha sağlıklı bir yaşam vereceklerinden bahsettim. Ama anladım ki onlar gibi birçok yeni kedi beslemeye başlayan kedi severin kısırlaştırmanın artılarını anlatan bir yazıya ihtiyaçları var, ben de hemen bloğuma böyle bir yazı eklemek istedim; kim bilir belki de aranızda kedi beslemeye yeni başlamış deneyimsiz olanlarınız vardır ve bu yazı onlara yardımcı olabilir!

Kısırlaştırmanın yararları:

1. Kısırlaştırarak dişi kedinizi yumurtalık ve meme kanseri türlerinden, erkek kedinizi ise testis kanserinden büyük ölçüde korumuş olursunuz.
2. Kısırlaştırılan kediler daha uyumlu, sakin ve sevecen bir tabiata sahip olurlar.
3. Enerjilerini ev yaşamına daha uygun faaliyetlere yöneltirler, daha birlikte yaşanabilir canlılar olurlar.
4. Genel olarak kısırlaştırılan kedilerin hastalıklara yakalanma riskleri daha düşüktür.
5. Sokak kedilerinin sayısı çok fazla, hayvan severler onlarla ilgilenmeye, onları kısırlaştırmaya ve sahiplendirmeye çalışsalar bile kedi sayısı o kadar fazla ve hayvan sever sayısı o kadar az ki durumla başa çok da çıkılamıyor.Yeni yeni bebek kedilerin doğması sokakta yaşama savaşı verenlerin bir yuva bulması şansını daha da azaltıyor. Kedinizin ürememesini sağlayarak, sokak kedilerine bir iyilik yapmış olacaksınız emin olun.

Kısırlaştırmanın yan etki imiş gibi görünen tarafları (hepsini çürüteceğim zevkle 🙂

1. Kısırlaştırılan kediler kilo alır. Hayır, her kısırlaştırılan kedi kilo alacak gibi bir durum asla söz konusu değildir. Benim bu güne kadar baktığım 3 kedim de kısırlaştırılmışlar ve hiç biri kilo almadılar hep 4 – 4,5 kg arasındaydılar. Kaliteli ve doğal içerikli bir mama ile beslenirse kediler kilo almazlar, ama kedinizde hızlı kilo almaya bir eğilim fark ederseniz de kısırlaştırma işleminin ardından o durumda da düşük kalorili kedi maması yedirir biraz fazla oyun oynatırsınız olur biter.
2. Kısırlaştırılan kediler küser, depresyona girer. Buna da kocaman bir hayır demek istiyorum. Bu tip durumların hep kedinin sahiplerinden yani insandan kaynaklanan travmalar olduğunu düşünüyorum. Kedinizle kısırlaştırma operasyonunun ardından yeterince ilgilenir ona tıpkı hastalanan sevdiğiniz bir insan gibi yoğun bir ilgi ve sevgi ile yaklaşır bakım yapar ve biraz da aman da canım benim ameliyat mı olmuş kıyamam ben ona mantığı ile şımartırsanız kısa sürede kendini toparlar ve sevecen bir kedicik olup çıkar. Benim yine 3 kedim de de durum aynen böyle oldu. Ayrıca çevremde tahmin edersiniz ki kedisi olan pek çok yakınım ve arkadaşım var büyük bir bölümünün de kedileri kısırlaştırılmış ve henüz hiç kısırlaştırma işlemi nedeniyle kedim küstü depresyona girdi diyeni duymadım.

Şimdi genel olarak kısırlaştırma hakkında bildiklerimden bahsedeyim biraz da sizlere.

When-To-Spay-A-Cat-SmallBen hep dişi kedi sahibi olduğum için konuya dişi kedi penceresinden bakarak yaklaşacağım. Dişi kediler kızgınlığa girdiklerinde avaz avaz sanki biri etinden et kopartıyormuş gibi gür ve dikkat çekici bir şekilde miyavlamaya bağırmaya başlarlar.

Burada amaç potansiyel erkek kedileri yani damat adaylarını çevreye toplamaktır. Yani kediniz çiftleşmeye hazırım gelin ey erkekler diye bağırıyor 🙂

Bu durum o kadar beter bir durumdur ki bunu yaşamayan bilemez. Ama her kedi sahibi de en az bir kez yaşar bu deneyimi 🙂 Çünkü kızgınlığa 1 kez ermeden kedileri kısırlaştırmak doğru değildir, büyüme hormonları baskılanabilir çok erken kısırlaştırılırlarsa. Kızgınlığa girdiğinde kedi ergenlik çağına ulaşmış demektir, artık bu kızgınlık dönemi kaç gün sürer ise ki ortalama 1-2 hafta arası sürer bitiminde hemen kedinizi götürüp kısırlaştırabilirsiniz. Bu noktada hiç beklememek en iyisidir.

Aradan ne kadar süre geçerse, kaç kızgınlık dönemi atlatmış olursa kediniz onun sağlığı için de bir o kadar kötüdür. Çünkü kedinizin vücudunda çiftleşmek için deli gibi hormon salgılanmaya başlar zaten bu nedenle kendisi de kuvvetli bir dürtü hissederek çiftleşmek ister. Kediniz kızgınlığa girip bu bolca hormon salgılanıp da çiftleşmediği her boşa geçen dönem o hormonların o vücutta yok yere birikmesi durumuna neden olur. Ki bu yolun sonu da tıpkı hormon dengesizliği yaşayan insanlarda da olduğu gibi rahim veya meme tümörleri yani kanserdir.

Bu duruma bizzat veterinerimizde ben gözlerimle şahit olmuştum acı bir hatıra… Çok tatlı bir kedicikti şimdi melek oldu çoktan, 10 yaşındaydı ve kısırlaştırılmamıştı. Tam göğsünden karın boşluğuna kadar hiç abartmıyorum 1 koca kedi kafası büyüklüğünde dev gibi bir tümörü vardı tabii ki kanserdi ve çok acı çekerek öldü.

Minicik bir tümör olarak başlamış göğsünde minik bir uçuk gibi düşünün ve kısa sürede bu hale gelmişti o görüntüyü hayatım boyunca unutamam o gün hayatıma giren ve elimin dediği tüm kedileri mutlaka kısırlaştıracağıma ant içtiğim gün olarak kişisel tarihime yazılabilir. Veterinerim kısırlaştırılmadığı için bu tömürün olduğunu söylemişti ve kısırlaştırmanın öneminden dem vurmuştu.

Velhasıl kedinizin kızgınlık dönemini ne olacak bağırıp bağırıp geçiyor diye yabana atmayın kedinizin içinde biyokimyasında aslında dağlar yerinden oynuyor bunu bilin ve ona bunu ne kadar az yaşatır onu ne kadar evvel kısırlaştırırsanız o kadar ömrüne ömür katmış olursunuz. Ayrıca bir başka açıdan da kısırlaştırılmamış bir kedi ile yaşamak tıpkı bir cehennemde yaşamak gibidir.

O deli deli miyavlamalar insanın sinirlerini zıplatır bir süre sonra ve uyku uyuyamamasına neden olur kısa sürede zombi ailesine dönüşürsünüz. Düzgün düşünemeyen insanlar bu durumdan hemen kedilerini suçlu çıkarır ona kötü davranır veya en kötüsü de evden atarlar. Oysa burada suçlu kedi asla değildir tam tersine insandır. Kedinizi kısırlaştırarak onu yalnızca sağlık açısından korumazsınız aynı zamanda birlikte yaşaması keyifli bir ev arkadaşına da bir evcil hayvana da dönüştürmüş olursunuz.

Böyle bir dönemden geçen kediniz varsa sabırlı olmalı, bu yaptığının onun doğası olduğunu kabullenmeli ve ona anlayış ve sevgi ile yaklaşmalısınız. Tabii ki yerinizde olsam biran önce onu veterinere götürüp bu döneminin ne zaman biteceğini öğrenir ve kısırlaştırma için de randevumu alırdım 😉 Veterinerler bu dönemin kolay atlatılması bazı müdahaleler yapabiliyorlar ilaçla vs gibi.

Kısırlaşmamış bir kedi enerjisinin büyük bir çoğunluğunu eş bulmaya dolayısı ile aranmaya ve bağırmaya ayırırken, kısırlaştırılmış bir kedi bu enerjiyi sevilmeye ve evde oyunlar yapmaya ayıracaktır.

Bir de lütfen hayvan dostları olarak şunun da ayırdına varın bir yanılgıya düşmeyin; kedilerde seks ve annelik insanlarda olduğu gibi hiç değildir. Kediler cinselliği zevk için değil hamile kalmak için yaşamak isterler burada duygusal bir mekanizma yoktur çatır çatır içgüdüsel bir doğa yasası işlemektedir.

so-freakin-cute--cats-248645_1024_768Ve hamile kaldıklarında ise bebekleri tabii ki ilk doğurunca güzelce bakarlar ama sokaktan örnek verelim bir sokak kedisi anne bebekleri henüz 1,5 – 2 aylıkken ve anne bakımına muhtaç kendini idame ettiremezken hemen yine erkek kedilerin peşinden koşmaya ve yeniden hamile kalmaya niyetlenir. Olay çok mekanik işlemektir. O yüzden insana özgü düşüncelere kapılıp ayy cinselliğini yaşayamıyor ay aşk hayatını engelledim veya annelik zevkini tatsın diye naif hayaller kurmak biraz saçma geliyor bana.

Çünkü kediniz için bir kere anne olmak da bin kez olmak da aynıdır bunu hep isteyecektir bir kez anne oldum hadi artık ben kısırlaştırılmaya hazırım demeyecek o, sadece siz insan olarak kendi psikolojiniz açısından tatmin olmuş olacaksınız. Sırf kendinizi tatmin etmek için de eninde sonunda zaten kısırlaştıracağınız bir kediye doğum gibi riskli ve büyük bir olayı yaşatmaya gerek var mıdır bence çok sorgulanması gerekir.

Eğer eşiniz dostunuz sırada bekliyorsa doğacak yavruları bizler alacağız diye size garanti veriyorlarsa, siz hamile bir kedi ile yaşamaya ona ihtimamlı bir şekilde bakmaya ve ardından kim bilir kaç tane en az + 5 bebek kedi ile minimum 2-3 ay süre aynı evde yaşamaya gönüllü iseniz o halde bu zor sürecin farkındasınız okeyliyorsunuz masrafların altına imzanızı atıyorsunuz demektir.

Eh ne diyeyim o halde kedinizi bir kez doğurtup kısırlaştırın derim. Ancak asla kedilerin üst üste doğurtulmasını doğru bulmuyorum, doğum muhteşem güzel bir olay olmasına karşın anne kediyi çok zorlayan ve vücudundan çok şey götüren bir hadisedir.

Şahsen ben kedilerimi doğurtsam o bebek kedileri veremezdim diye düşünüyorum, o da işin ayrı bir duygusal boyutu 🙂

Bir diğer önemli nokta da kediniz kısır değil ise çiftleşirken diğer kediden birçok hastalık kapabilir. Bu da ihtimamla düşünülmesi gereken bir diğer önemli noktadır. Kimi kediler kendisi sağlıklı görünse bile birçok hastalığın sadece taşıyıcısı olabiliyorlar ve bu tip hastalıklar kan yolu ile veya cinsel birleşme ile geçebiliyor. Değer mi?

Ancak Amerika gibi sokak hayvanlarının kontrol altına alındığı, ülkelerde ev kedilerinin üreme ve bebeklerinin de iyi birer yuva bulma opsiyonlarının bulunabileceğini düşünüyorum. Cins veya değil her kedi için geçerli bence bu durum.

7437291_origMaalesef bizim ülkemizde insana olması gerektiği gibi değer verilmezken, hayvanlara hiç verilmiyor. Sokak hayvanları dışarıda telef oluyorlar. Hayvan severler her ilkbahar ve sonbaharda yeni doğan bebek kedileri sahiplendirmek için canlarını dişlerine takıyorlar internetten bu durumu kolayca tespit edebilirsiniz. Henüz o zavallıların şartlarını iyileştiremezken kedi popülasyonuna yeni üyeler katmanın alemi yok diye düşünüyorum.

Ama sosyal olarak görüşüm bir yana kısırlaştırma konusunda beni asıl motive eden birincil nedenler kesinlikle kedilerimizin sağlığını iyileştirmek ve ömrünü uzatmak üzerine olanlar. Sizlere de tavsiye ediyorum kedilerinizi kısırlaştırın! Hem de vakit kaybetmeden! çünkü ileride onu kısırlaştırmamanız nedeni ile hastalanırsa bunun vicdanı yükünü kaldırmanız çok zor olabilir.

Kısırlaştırma operasyonları da gözünüzü korkutmasın işinin ehli bir veterinere gittiğinizde son derece sıradan bir uygulamadır. Erkek kedilerin dişilere göre kısırlaştırılması çok daha basit bir işlemdir bir operasyondur diyebiliriz. Çok da kısa zamanda iyileşirler. Dişi kediler ise yumurtalıklarının alındığı bir ameliyat geçirirler. Ancak bunu da gözünüzde büyütmeyin 1 haftaya iyileşmiş 15 güne eski uyumlu ve tatlı hallerine dönmüş olacaklardır.

İlk kedinizi kısırlaştırma kararı vermek, o deneyimi yaşamak elbette ürkütücü gelecektir endişe kumkumasına dönebilirsiniz ben de elbette bu durumları yaşamıştım. Ancak bir şekilde atlatılıyor her gün yüzlerce kedi bu işlemden geçiyor ve iyileşiyor. Sokak kedilerini bile kısırlaştırıp 1-2 hafta içinde sokağa geri salıyoruz evde prensesler gibi baktığınız kıymetlinize hiç bir şey olmayacak emin olun 😉 Onun sağlığı, psikolojisi için iyi bir şeyler yaptığınızı ve ömrünü uzattığınızı bilerek emin bir şekilde veterinerin yolunu tutabilirsiniz 😉

Sevgiler ve bol mırıltılı günler dilerim ♥
Meltem Şafak, Kasım 2013

Kedilibirhayat, facebook ve twitter sayfaları açıldı!

Posted on

catblogtwitbanner

Sosyal medyada bizi yalnız bırakmayın!

Sevgili kedi dostları,

benim profesyonel olarak esas işim içerik editörlüğü ve sosyal medya danışmanlığı. Ama nedense sosyal medya anlamında biricik bloğumu ihmal ettiğimi yeni fark ettim! 🙂 Eşimin akşam yahu senin bloğunun neden bir facebook ve twitter hesabı yok madem okuyucularınla bu kadar güzel iletişiminiz var bunu sosyal medyaya taşıyıp daha da geliştirsene demesiyle jeton düştü bende!! 🙂

İnek Şaban nidası ile evet hıhıhı dedim ve hemen Kedilibirhayat bloğu için bir twitter ve bir de facebook hesabı açtım.

Tabii ki en güzeli bloğuma bizzat gelmeniz ve burada yazıları okumanız burası benim ilk ve tek göz ağrım. Yazılarımı sosyal medyada ayrıca paylaşmayacağım amaç daha çok okuyucuyu bloğuma kazandırmak o yüzden yazıların sadece linklerini sosyal medyada paylaşacağım. Peki twitter ve facebookta ekstra ne var ki biz gelelim diyeceksiniz haliyle 🙂

Günlük benim seçtiğim tatlı ötesi ve komik kedi fotoğrafları

Evcil hayvanlarla ilgili internette düzenlenen ödül kazanabileceğiniz yarışma ve promosyon haberlerinden seçkiler!

Nadiren çok seçici davranarak yayınlayacağım yuva bulma ilanları (bu konuda yuva bulma platformu olma mantığında hiç değilim)

Kedili özlü sözler, bu konuda iddialıyım evde kedili kitaplardan oluşan sağlam birikimim var 😉

Arasıra da ünlüler ve evcil hayvanları hakkında mini haberler veya fotoğraflar.

Daha ne olsun allah aşkına, daha yakın iletişim kurabilmek ve sıcak bir aile gibi hissetmek bence sosyal medyada buluşmamızın özünde yatan amaç!

Coco’yu Misha’yı yazarınız olarak beni ve kedili bloğumu sosyal medyada da yalnız bırakmayacağınızı düşünüyorum! 😉

İşte takip etmek için adreslerimiz:

Facebook: https://www.facebook.com/kedilibirhayat

Twitter: https://twitter.com/kedilibirhayat

Kedilerimiz için yeni bir alternatif destek maddesi keşfettim: Lysin!

Posted on

vet-043_1z

Lysin nedir, ne işe yarar, hangi hastalık durumlarında kullanılır fikir sahibi olmak istiyorsanız buyurun yazıma!

2 ay kadar önce 9 yaşındaki tonton kızım Coco ve 2 yaşındaki muzur kızım Misha ağır bir hastalık süreci atlattılar. Karma aşıları her yıl düzenli bir şekilde yapılıyor olmasına rağmen sokaktan eve alıp geçici bir süre misafir ettiğimiz ve bu sırada kızların da çabucak alışıp hep beraber oynamaya başladığı kendisi çok sağlıklı olan minik bir bebek kediden veterinerimizin tahminiyle büyük ihtimalle kedi nezlesi yani calici virus kaptılar.

Herhalde aşılı olmasalar evden hiç dışarı çıkmamış prenses kediciklerimi direkt öldürürdü, böyle diyorum çünkü aşılı olmalarına rağmen 1 ay yani uzun bir süre hasta haldeydiler ve tedaviler tedaviler şükür ki bugün atlattık! Bebek kedi sokaktan geldiği için kendisi sağlıklı olmasına rağmen sanıyoruz ki taşıyıcıydı, ama olsun ne olursa olsun onu yuvalandırdığım ve sokaktan kurtardığım için çok mutluyum hiç keşke almayaydım demedim, ama şunu dedim keşke ilk bir hafta odada kapalı tuttuğum şekilde kalsaydı bizde toplam 3 hafta misafir olduğu süre boyunca hiç kapıyı açıp kızlarla tanıştırmasaydım. O halde bizimkiler de hiç hastalanmazlardı…Olsun olmuşla ölmüşe çare yok derler, buradan hareketle lysin i keşfetmek varmış kaderimde! 🙂

Kediciklerim ateş, kusma, ishal, iştahsızlık, halsizlik, gözlerde iltihaplanma, akıntı ne ararsanız yaşadılar bu hastalık süreci boyunca… Akut ağır hastalık dönemi bittikten sonra dahi uzun süre gözlerdeki iltihaplanma geçmedi direndi ve tam o geçti derken ağız içlerinde minik yaralar çıktı, bunların hepsi kedi nezlesinin belirtileri imiş yani bu hastalık bir hastalıklar kombosu zinciri gibi birşey, bir sürü hastalık sanki tek bir ad altında aynı anda geçiriliyor gibi, bu hastalığı kapan sokak kedilerinin ölmesine şaşmamak lazım çünkü ben deli gibi ev bakımı ve normal ilaçların yanı sıra vitaminler özel mama vs eşliğinde ancak 1-2 ayda iyi edebildim bebeklerimi!

Coco ve annesi :)

Coco ve annesi 🙂

Cococuğum hastalığın artık geçmek üzere olan son aşamasında diş eti ve ağız problemleri yaşadı, onda zaten halihazırda gingivis denilen diş eti yangısı rahatsızlığı vardı kronik olarak. Ne diş jelleri ne diş tozları ne diş temizlikleri deneyimledik ama maalesef hep yeniden oldu hiç tamamen geçmedi… Bu hastalık sonrasında ağzında diş eti üremesi oluştu sağ alt çenesinin en arka bölgesinde mercimek gibi fazladan bir diş eti parçası peydah oldu. İlk fark ettiğimde rengi, kıpkırmızı idi, hemen veterinerimiz muayene etti ve 10 gün ağız içi için özel olan bir antibiotik kullandık. Bu esnada da her gün ağzına baticon+gliserin ile hazırlanmış bir solüsyonu kulak çubuğu yardımıyla sürüyor ağzı dezenfekte ediyorduk.

Maalesef o anbiyotikler bir işe yaramadı hiç, ağzının içi birazcık düzeliyor gibi olduysa da hemen yeniden kırmızılaşıyordu diş etleri ve o ekstra üreyen diş eti bölümü. Bu noktada veterinerimiz bunun bir ağız içi tümörü vs gibi korkulacak berbat boyutlu bir şey olmadığını, o kırmızılığın geçmesinin yeterli olacağını o üreyen diş etinin iyileşeceğini ama artık hep orada kalacağını söyledi. Ve bu noktada da yapılacak daha fazla bir şey kalmamıştı.

Ben de biraz yabancı kaynakları araştırayım bakalım dedim bu konuda neler var. Bu araştırmalarım esnasında bir çok farklı yabancı kaynakta karşıma hep lysine maddesi çıktı.

Lysine bir amino asit ve bağışıklık sisteminin daha randımanlı çalışmasını sağlıyor özellikle kedi nezlesi yani calici virus hastalığına, diş eti problemlerine,feline herpes adı verilen kedilerde çıkan siğil ve uçukların kontrol altına alınmasında, solunum yolları enfeksiyonlarında, gözlerde iltihaplanma ve akıntı ile kendini belli eden konjüktivit adı verilen göz hastalığına son derece iyi gelmekte olan bir madde. İlaç değil, bir besin desteği gibi düşünün tıpkı COQ10 gibi.

Lysine, yurt dışında hemen her petshopta ve veterinerde kolayca bulunan ve herkesin ihtiyaç dahilinde korkmadan kullandığı bir ürün. Türk veterinerlerinden lysine hakkında hiçbir şey duymazken, yabancı veterinerler yukarıda saydığım hastalıkların tümünde hemen ilaç gerekiyorsa ilacı artı olarak yanında mutlaka lysine verilmesini öneriyorlar. Hatta bu konuda online olarak bir yabancı veteriner ile de konuşma fırsatı buldum ve lysine in gerçekten de çok etkili, kontrollü bir oranda kullanılırsa zararsız ve doğal bir madde olduğunu ifade etti.

Ne acı ki bizim Türk veterinerlerimiz henüz bu maddeyi keşfetmemiş görünüyorlar. Umarım yazımı okurlar da artık onlar da hastalarına gerekli gördüklerinde lysine tabletleri tavsiye etmeye başlarlar.

Tabii sorun sadece veterinerlerde değil, sorun Türkiye’de yaşıyor olmamızda ne yazık ki! 😦 Çünkü burada insanların tüketimine özel olarak Lysine GNC gibi vitamin firmalarınca satılıyor ama hayvanların tüketimine özel olarak kedi ve köpekler için özel lysine ürünleri pek tabii ki birçok üründe olduğu gibi satılmıyor! Ve insanlar için üretilmiş bir ürünü evcil dostlarımız için almak da her defasında ekstra bir risk yaratıyor çünkü bu madde haricinde o ürünün i,çerisindeki diğer katkı maddeleri kedilerin tüketimi için zararlı olabiliyor aman dikkat!

İnsanlar için olan Lysine’den de tabii ki en olmadık noktalarda hayvanlarımız için yararlanabiliriz ANCAK; lysine ürünü satın alırken dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta var:

Bazı lysine ürünleri – ister insan ister kediler için özel üretilmiş olsun – koruyucu madde olarak “propylene glycol” adında bir içeriğe sahip olabiliyor. Bu madde hem kedilere hem de insanlara zararlı bir madde ve kediler insana göre daha küçük ve hassas bir organizma olduğundan zararı daha kötü ortaya çıkıyor.

DOLAYISI İLE LYSİNE ÜRÜNÜ ALIRKEN PROPYLENE GYLCOL MADDESİ İÇERMEMESİNE ÇOK DİKKAT ETMELİSİNİZ!

Ben yurt dışı alışverişine getirilen gümrük yasakları dolayısı ile o tarihten itibaren yurt dışından hiç bir evcil hayvan ürünü satın almaya kalkışmamıştım. Fakat, Lysine satın almak için araştırmalar yaptım ve bir Alman firması ile emailleştim onlar Türkiye’ye sık sık ürün gönderimi yaptıklarını ve müşterilerinin hiç bir sorun olmadan paketlerini aldıklarını söylediler. Bu firma evcil hayvan vitaminleri ve besin destekleri satan bir firma Vetri Science markası adı altındaki ürünleri satıyor, bu markanın birkaç ürünü ülkemize de bir Türk firması aracılığı ile getirilip satılmıştı ama sonradan bir daha ürün getiremediklerini öğrendim ve zaten getirdikleri ürünler de çok dar bir skaladaydı lysine falan yoktu içlerinde.

Ben de bu internet sitesinden kedilerim için kedilere özel olarak üretilen Lysine, COQ10 ve Omega 3,6,9 adında 3 adet ürün sipariş verdim. Ve sonra korkuyla beklemeye başladım bakalım gelecek mi dedikleri gibi benim de ürünlerim diye. Fiyat toplam 98 euro ediyordu, bunun 35 euro su kargo ücreti yani aldığım 3 kedi ürününün toplam fiyatı 63 euro falan burada bir tanesi 100 küsür liralara satılıyor olurdu düşünün aslında hesaplı oldu! Her bir ürünün içerisinde bize 3-4 ay yetecek kadar tablet var.

Paketim geldi sevgili okuyucularım geldi gelmesine, ama gümrüğe takıldı!! Ben karalar bağladım falan neyse buraları kısa keseyim konudan saptım, Altıntepe’den kalktım taaa İkitelli’ye taşınmış olan Avrupa Uluslararası Kargo İşleme Merkezi’ne gittim gümrüğe takılan ürünler orada bekletiliyormuş. Çok korktum bunca yol gittim metrobüs sağolsun işimi biraz kolaylaştırdı ama yine de gitmem 3 saat sürdü ve ya ürünlerimi alamazsam ya ceza olarak çok para ödemek durumunda kalırsam diye üzüm üzüm üzüldüm.

Ama hiç de öyle olmadı, biraz sıra bekledikten sonra ürünlerimi gümrük memurlarının yanında açtılar ve kedilerim için ödül ve vitamin aldım dedim onlar da incelediler ve sadece 3 lira ödedim ve teslim aldım ürünlerimi. Orada gümrük işlerinden sorumlu bir memur hanım vardı ona bizzat sordum; dedim ki eğer bu ürünleri almam yasaksa bir daha satın almayayım söyleyin dedim. O da ban aynen şunu dedi hayvan ürünleri ile ilgili bir mevzuat yok, dolayısı ile bir yasak da yok ihtiyacın olduğunda parasal olarak belli limitleri geçmemek kaydıyla ve aynı üründen çok fazla sayıda almamak koşuluyla satın alabilirsin pekala. Bu da benim içime su serpti. O anda heyecandan ve stresten peki niye bu paketim gümrüğe takıldı o zaman diye sormayı akıl edemedim! 🙂 Ama sanıyorum kötü şansa takıldı benim paketim, arada denk geldi ve ben gitmeden paketimi de açamadıkları için muhtemelen ilaç zannettiler kutuları, öyle çünkü ürünlerin ilaç gibi durmuşsa xray cihazından geçerken o yüzden takıldı bence. Çünkü insanlar için vitamin veya ilaç getirtmek tamamen yasakmış ve almanız ve gümrüğe takılması durumunda da ancak doktor raporu ile ürünlerinizi gümrükten alabiliyormuşsunuz.

Neyse ben mutlu mesut ürünlerimi aldım eve geldim, böyle olacaksa bile her 5 ayda bir bu yolculuğu yapmaya razıyım ne diyeyim 🙂

Bir güzel firma yok ki bu tip ürünlerin ithalatını yapsın da ülkemize getirsin, yazıklar olsun yani hiç biri disiplinli çalışmıyor bence!Yada bilgisizler ne gibi ürünleri getirmeleri gerektiğini bilemiyorlar sanırım!

Bu da Vetri Lysine  ürününün kendisi, paketten çıkan.

Bu da Vetri Lysine ürününün kendisi, paketten çıkan.

Aldığım lysine ürünü kediler için tavuk aromalı çiğneme tableti yani ödül maması gibi bir şekle sahip buraya paketin ve açık haldeki ürünlerin resmini koyuyorum. Bu tabletlerde 250 mg lysine var, ve bu genelde yabancı veterinerler tarafından önerilen günlük doz. Tabii ki daha ağır hastalıklarda günlük lysine kullanım oranı 1500 mg a kadar çıkabiliyormuş ama bu kararı veterinerin vermesi gerekiyor pek tabii ki.

Gerçekten de şuan 1 haftadır lysine ürününü Coco cuğuma gün aşırı olacak şekilde veriyorum ve diş etlerinde bir düzelme görüyorum öyle bir anda şipşak şekilde iyileşti diyemem elbette ama gerçekten de yavaştan da olsa bence işe yaradı ve diş etlerinde düzelme var ve ağzındaki o ekstradan üreyen mercimek kadar diş eti de tamamen normal diş eti rengine pembeye döndü o kıpkırmızı beter hali değişti iyileşti. Bu arada doğal alkol içermeyen ve bitkisel bir kedi ağız bakım jeli olan Dentasure‘u her gün minik diş fırçası ile kedimin ağzına sürüp 5-10 saniye kadar çok da zorlamadan hafifçe dişlerini fırçalıyorum ve her gece azıcık baticon ve gliserin ile kulak çubuğu yardımıyla ağzını dezenfekte ediyorum.

Diş ve diş eti problemleri oluştuktan sonra iyileştirmek zor bir çaba gerektiriyor bence olmadan önleminizi alın ve doğal bir ağız bakım jelini kediniz için mutlaka kullanın!

Coco1
Dönelim lysine konusuna, diş eti problemlerine iyi gelmesinin yanı sıra lysine Coco üzerinde inanılmaz güzel başka etkiler de yaptı. 9 yaşında olan Cococuğum çok hareketli değildi, artık Misha ile hemen hemen hiç oynamıyorlardı, günün büyük bir bölümünü uyuyarak geçiriyordu veya uyanıksa bile oynamıyordu hele uzun bir zamandır gurr gurr diye koştuğunu hiç görmemiştim. Lysine tabletlerini vermeye başladığım günden itibaren bir enerji bir canlılık geldi ki Cocoya sormayın, artık her gece düzenli olarak Misha ile haldur huldur koşmalı itişmeli güreşmeli bir oyun saatleri oluyor. O kadar mutlu oluyorum ki, resmen bebek kedi moduna geçti Cococuğum maşallah diyelim!♥ Demek ki bu lysine hakikaten vücuda iyi geliyor ve bağışıklık sistemini destekliyor!

Siz de yurt dışından bu ürünleri satın alma macerasına girişmek isterseniz bu siteden aldım ben inceleyebilirsiniz: http://animals.newfoodcorp.com/EN/prod-index/A/index.html

Ben hiç bu işlerden anlamam satın alamam gümrüğe takılması riskine falan da giremem oralara gidip oralardan ürünümü alamam kısaca tembel ve üşengecim diyorsanız tabii ki bu ürünler kadar etkili değil ama yine de lysine maddesi içeren bir Türk ürünü gördüm kediler için sarımsaklı maya tableti şeklinde. Natur Brewers Yeast Sarımsaklı Maya tableti adındaki bu ürün benim sevdiğim ve kedilerim için kullandığım bir ürün olarak zaten evimde vardı derken yurt dışından paketimin gelmesini bekleme sürecinde bir gün melekler dürttü herhalde dur bakayım evdeki vitaminlerin arasında lysine içeren var mıdır acaba diye bir harekete giriştim ve bu üründe lysine olduğunu keşfettim ama sadece 4 miligram kadar yine de hiç yoktan iyidir. Bu anlamda yurt dışından bu ürünü alamayacak olanlara azıcık içerse dahi lysine içeren bir ürün olarak gerek duyuyorlarsa bu maya tabletini satın almalarını önerebilirim. Bakın şu da linki : http://www.juenpetmarket.com/urun_detay.aspx?urn=8826&ad=natur-brewers-yeast-kedi-sarimsakli-maya-tableti-180-adet

Kediniz yazıda belirttiğim rahatsızlıklardan birini veya birkaçını yaşıyorsa kesinlikle lysine kullanmanızı öneririm, lysine hakkında veterinerlerinize de sorular sorun bu yazıda geçenleri öğrendiklerinizi onlarla da paylaşın kim bilir belki aralarında bu madde hakkında bilgili olanlar da vardır, muadil ürün önerebilirler içerisinde lysine olan bu arada bazı mamaların da içerisinde lysine var bu artı bir değerdir o mama için bence.Mesela benim keşfettiğim bir tanesi Brit Care Indoor kedi maması lysine içeriyor ama benimkiler tadını hiç sevmediler o ayrı…

Henüz yurt dışından gelen kedilere özel COQ10 ve Omega 3,6,9 adlı ürünü kullanmadım. Onları da deneyimledikçe burada sizlerle paylaşacağım. Ama bir görseniz şu önerdiğim yabancı sitede ne destek ürünler ve ne vitamin çeşitleri var aklınız durur biz burada resmen yokluklar ülkesinde yaşıyoruz….

Veteriner bir arkadaşım bana şöyle bir itirafta bulunmuştu evet birçok hastalık için tedavi edici ilaçlar ürünler var ama maalesef yasal kısıtlılıklar dolayısıyla o ilaçlar ülkemize getirilmiyor ve biz veteriner olarak tedavisi olduğunu bildiğimiz bazı rahatsızlıkları kolayca tedavi edemiyoruz çünkü elimizde o gerekli ilaçlar yok demişti… Dolayısı ile bu aslında bir yerde sistemin suçu neden bizim ülkemize de dünyada en son çıkan modern hayvan ilaçları getirilmiyor bunun muhatabı kimdir acaba bir sormak isterdim??

Sevgili okuyucularım şuan da inanıyorum birçok getirilebilecek madde ve destek ilaç da eminim ki bilgisizlikten bilinmediğinden dolayı getirilmiyordur. Bu anlamda firmalara da çok iş düşüyor. Eğer bir gün bir ithalat firması kuracak param olursa hiç merak etmeyin hemen bu işe girişeceğim ve o zaman kim bilir sizler için neler neler getirebilirim yurt dışından… Dua edin emi! 😉

Sevgiler♥
Meltem Şafak

Edit 10.06.2014 tarihi itibariyle gördüm ki bu yurt dışından aldığım ürün artık ülkemize de getirtilmiş ve satılmaya başlanmış müjdeler olsun 🙂 İlgili yazım için lütfen tıklayın: https://kedilibirhayat.com/2014/06/07/artik-ulkemizde-de-kediler-icin-lysine-satiliyor/

İyi bir veteriner seçmek ve interneti kedilerimiz için kullanmak üzerine…

Posted on
Bloğumun bazı ziyaretçileri, en az bu kadar şaşkınlar!:)

Bloğumun bazı ziyaretçileri, en az bu kadar şaşkınlar!:)

Kedilerimizle yaşarken internetten ne ölçüde ne nitelikte faydalanmalıyız?

Sevgili kedisever dostlar, bu yazıyı da yazmak bir ihtiyaç dahilinde oldu ya valla hem şaşırıyorum hem de gülüyorum!:)

Öncelikle teşekkürlerimle, blog yazılarımı okuduğunuz bana güzel yorumlar gönderdiğiniz hatta sorular sorarak önemsediğiniz ve burayı popüler bir kedi bakımı durağı haline getirdiğiniz için! Ben bile blog açayım derken bu kadarını tahmin etmiyordum demek ki iyi niyetle yapılan güzel işler bir yerde hep gönüllerdeki karşılığını buluyor!:)

Ruh hali yerinde ve akıllı okuyucularım için bu yazı biraz manasız olacak ama ben yine de yazmak istedim belki çevrenizde bu tip soru ve kafa karışıklıklarıyla dolu insanlar vardır onlara ta vsiye edersiniz de okurlar…

Şimdi nereden başlasam, bloğuma her gün birçok yorum ve sorular soran mailler geliyor. Ben de elimden geldiğince bunları yanıtlamaya çalışıyorum. Öncelikle belirteyim ben VETERİNER değilim.

Bazı kişiler kedilerinin kan tahlillerini efendim röntgenlerini onları bunları ekleştirip mailler gönderip ne yapayım diye soruyorlar. Ben yine de bu mailleri dahi cevapsız bırakmamaya çalışıyorum ve tabii ki bir tedavi önerip uygulayamayacağıma göre durumu genel olarak anlayıp iyi bir veteriner bulun içiniz rahat etmiyorsa birkaç veterinerden görüş alın biraz internette araştırma yapın ve sonrasında da veterinerlerin dediklerine güvenip onları uygulayın diyorum.

Ne diyebilirim ki daha allah aşkına? Kimi insanlar acizliklerini ve bilgisizliklerini veya buhranlı ruh hallerini sizin üzerinize yıkmaya çalışıyorlar!Yazık ki ne yazık….

Veteriner ismi soranlara kendi veterinerlerimi tavsiye ediyorum (birebir deneyimlediğim ve memnun olduğum için), ama vay efendim biz çok uzağız oraya getirtemeyiz ille buralara yakın birini söyleyin bize diyenlere de ne yapayım kendi veterinerlerime sorup o bölgede tanıdıkları varsa bir isim almaya çalışıyorum yine tamamen soranlara az biraz olsun yardımcı olmak adına…

Bu yardımsever tavırlarıma rağmen yine de bazen kötü yorumlar ve geri dönüşler alıyorum. Sanıyorum ki bu tip geri dönüşleri yazanlar ya ruh sağlığı yerinde olmayan akıl ve mantık süzgecinden olayları geçiremeyen kişiler ya da biraz kötü bir tabir ama durumu iyi anlattığı için kullanacağım “beleşçiler”!

Evet hayvanseverler arasında maalesef bunlar da var, evcil hayvan besliyor ama bir rahatsızlığı olduğunda veterinere götürüp gereken testleri tedavileri yaptırmaktansa oradan buradan bir ilaç ismi birşey öğrenip para harcamadan hayvanı kendisi tedavi etmek isteyenler…

Her madalyonun 2 yüzü vardır elbette…

Confused cat
Size baya dert yandım asıl konuya gelelim.

Kendi bakış açımdan kedileriniz için internetten ne kadar yararlanmalısınız madde madde yazacağım…Ben böyle yapıyorum size de böyle yapmanızı öneririm.

1. Öncelikle internette kedi bakımı, beslenmesi ve sağlığı konusundaki engin ve derin kaynakların hepsi İngilizce. İngilizce biliyorsanız üşenmeyin biraz araştırma yapın bilgiyi ilk elden öğrenin. Bilginin elden ele yalana dolana bulanarak dolaştığı herkesin eklerken bir yerinden çekiştirdiği forum sayfalarındaki karşıklı konuşmalara itibar etmeyin.

2. Bu sitelerde duyduğunuz birşeyler varsa hemen onları ilk elden bir araştırın bakalım doğru muymuşlar?Ama ne yazık ki bizim insanımızı üşengeç hap gibi gerçek ağzına düşsün istiyor. Bir yerde bir şey okudu mu ona hemen inanıyor “muhteşem bilgi” muamelesi yapıyor. Biraz kuşkuculuk yerindedir ve iyi bir şeydir. Ben size paranoyak olun demiyorum sadece duyduğunuz bilgilerin kaynağını araştırın doğrulayın diyorum. (Bu kapasitede olduğunuzu düşünüyorum açıkçası ya da düşünmek istiyorum!)

3. İngilizce bilmiyorsanız pek tabii ki önünüzde büyük bir engel oluyor ama bu durumda mesela bana sorabilirsiniz şöyle bir konu duydum aslı nedir araştıramıyorum çünkü İngilizce bilmiyorum yardım eder misiniz diyebilirsiniz ben de kişisel yoğunluğuma göre müsaitsem size yardımcı olur o konuyu araştırabilirim. Ama tabii daha iyi bir seçenek mutlaka ailenizde bir İngilizce bilen vardır alın onu gel canım birlikte seninle internette bir araştırma yapalım deyin!:)

4.Benim yazdıklarım içerisinden dahi aklınıza yatmayan olursa araştırın demek istediğim öğrendiğiniz her bilgiyi araştırın doğrulayın ağızdan ağıza sakız olmuş bilgilere hemen atlamayın bi durun bi düşünün allah aşkına beynimiz saksı değil bunun için verildi bize!:) Mesela ben buraya yazdıklarımı birebir kendim araştırıyorum veya deneyimliyorum ama burada yazdıklarımı biri bir forumda üzerine 3-5 farklı fikir ve yorum ekleştirerek bambaşka bir halde yazabilir. Siz de okuyup direkt ona kanmayın ilk elden temiz ve doğru bilgi kaynaklarına ulaşın!

kedilibirhayat3

5.Kediniz hasta olmadan daha iyiyken hemen ilk iş kendinize güvenebileceğiniz iyi bir veteriner bulun. Bunu nasıl ayırt edeceğiz peki pazardan meyve mi seçiyoruz ayol diyebilirsiniz,

işte benim iyi bir veteriner için kriterlerim:

Size hayvanınızın durumu hakkında eğer hastaysa hastalığı hakkında detaylı bilgiler veren anlatmaktan bilgi paylaşmaktan üşenmeyen.
Bir sorunuz olduğunda veya evde bir durum oluştuğunda telefonla aradığınızda rahatlıkla ulaşabileceğiniz, ulaşamadığınız bir an olursa sonradan muhakkak size geri dönüş yapan.
Kedinizin sağlık durumunu iyi veya kötü olsun sizinle birlikte önemseyerek takip eden, aklında bulunduran. Aaa senini kedin kimdi ya gibi her seferinde ilk kez görüşüyormuşsunuz gibi bir muamele yapmayan!
Kendini geliştiren seminerlere katılan, internetten bilgi araştıran ve öğrenmenin sonu olmadığına inanan.
Siz bir fikir, öneri veya yeni bir bilgi ile ona gittiğinizde sizi dinleyen bu fikri ve düşünceyi paylaşan.(Kabul eden demiyorum tabii ki bu işin eğitimini almış kişi o, ama egosundan arınarak o bilgiyi süzgeçten geçirmeye istekli olmak anlamında paylaşmak diyorum.)
Kedinizle arası iyi olan, hayvanlara yaklaşımı yumuşak ve naif.Enerjisini hayvanların durumuna göre ayarlayabilen kişisel farkındalığı yüksek bir insan olmalı.
İyi niyet! En önemlilerinden biri de bu, valla benim başıma geldi önceki gittiğim bir veteriner ofisinde kocaman bir duvar diplomalarla dolu olmasına rağmen hatta bu veteriner İstanbul’un en lüks semtinde büyük bir klinik işletiyor basit bir yiyecek allerjisini tespit edemediği gibi beni aylarca parasal olarak resmen inek gibi sağdı günahı boynuna diyorum. Bu diplomalara sahip bir veterinerinm yiyecek allerjisi gibi basit bir rahatsızlığı teşhis edip tedavi edemeyceğine elbette inanmıyorum o resmen ve alenen kötü niyetli biriydi her ay 1000 TL’ye yakın tedavi masrafı almak tabii ki ona iyi geliyordu! Bu nedenle iyi bir veteriner seçmek çok önemlidir. ( Bu arada o her ay 1000 Tl’yi 2007/2008 yılında veriyordum öyle düşünün)

Ve iyi bir veteriner lüks bir klinik veya hayvan hastanesi ile asla bağdaştırılmamalıdır! Tabii ki veterinerin sizi sağa sola yönlendirmemesi sizin de gezip durmamanız bir yere gidip tüm testleri ve işlemleri uygulatmanız için iyidir eyvallah. Ama mütevazı kliniklerinde hayvan severlere kısıtlı şartlarla da olsa hizmet sunan ne cevher pırlanta gibi veterinerler var. Maddi yetersizliklerinden kliniklerinde her büyük alet yoksa bile, sizi öyle bir tedavi gerekiyorsa tanıdıklarına yönlendiriyorlar ama bu durumda da sürekli yanınızda olmaya devam ediyor ve tedaviyi değerlendirmeyi yine kendileri üstleniyorlar demem o ki başkasına yönlendirip de bırakmıyorlar…

Kötü niyetli ve paragöz veterinerler ayrıca hiç bir şey bilmeyen boş bakan son derece bilgisiz veterinerler ne yazık ki ülkemizde çok fazla var!

Ben paranoyak değilim bunları kişisel olarak en az 4 kötü veteriner vakkası yaşamış geçirmiş bu uğurda bir kedimi ölüme teslim etmiş biri olarak konuşuyorum. Bu nedenle veteriner seçimi yapmak evcil dostunuzun uzun ve sağlıklı bir ömüre sahip olması için çok çok önemli.

Elbette hher meslekte böyle çürük elmalar var ama burada konu dostlarımızın sağlığı ve canı olduğu için bu meslekteki çürük elmaları ayırt etmek çok çok önemli!

Tabii ki moralinizi bozmayın bunların yanı sıra son derece bilgili, gönülden hayvan seven, işini iyi yapan , özünde iyi bir insan olan ve egosundan sıyrılmayı başarabilmiş veterinerlerimiz de var ve böyle birini bulunca sakın bırakmayın!:)

Tüm bunları nasıl ayırt edeceğiz biri hakkında bu kadar bilgileri nasıl biranda edineceğiz derseniz cevabım elbette yavaş yavaş. O yüzden diyorum dostunuzun hastalanmasını beklemeden iyi bir veteriner arayışına girin diye. Bir parazit hapı yutturmak olsun bir tırnak kestirmek olsun bir pire damlası yaptırmak olsun böyle aslında evde kendinizin de belki yapıyor olabileceği işlemleri bir basamak olarak görebilir tanımak istediğiniz veterinerle haşır neşir olmak için fırsat olarak kullanabilirsiniz. Kliniğine gidip geldikçe bir dostluk geliştirebilir veya karşıklı iletişim kurarak sorular sorarak genel yaklamışını çözebilirsiniz. Biraz farkındalık sahibi ve algısı yğksek bir insan olmalısınız sadece bu konuda değil hayatın genelinde size büyük bir kazanım olur!

İyi bir veteriner bulduysak, konumuza devam edelim.

funny-pictures-mother-cat-is-confused

6. Kedimiz hastalandığından önce hemen veterinere götürmeliyiz çünkü çok basit gibi görünebilen şeyler bile önemli bir hastalığın biranda hayvanı düşürecek kötü bir durumun habercisi olabilir bunu bilemeyiz. Veterinerimizden bilgi alalım kedimize ne oldu neden oldu nasıl tedavi edilecek bu konularda sorular sormaktan çekinmeyin siz kedinizin sahibisiniz bunları bilmek en doğal hakkınız bence sormamanız büyük ayıp zaten ne o öyle ilgilenmiyormuş gibi?

7. Veterinerimizden edindiğimiz bilgiler doğrultusunda daha fazla merak ettiğimiz, içimize sinmeyen birşeyler varsa bunu internette araştırmakta serbestiz. Ama Türkçe araştırma yapmayın saçma sapan alakasız ve niteliksiz bilgiler çıkıyor maalesef durum bu bilim ve bilgi artık bizim ülkemizden uzak kavramlar biz geriye gidiyoruz çünkü büyük bir hızla. İngilizce araştırma yapın ve araştırma yapmayı bilmiyorsanız önce bir onu öğrenin. ( Bu konuda detaylı başka bir yazı yazacağım çünkü bunu öğrenmesi gereken çok insan var kendi araştırma kaynaklarımdan bazılarını açıklayacağım.)

8. Hiç içimiz rahat değilse kedimizin hastalığında ve tedavisinde kötü hissettiğiniz şüpheli buldupunuz veya tedavi olsa da bir türlü iyileşmeyen garip bir takım durumlar, veterinerin yaptığı yuvarlak müphem açıklamalar varsa mutlaka ama mutlaka tanıdığımız başka veterinerlerden de kedimizi muayene götürerek görüş alalım. Bunu da yapmak ayıp bir şey değil, ne var başka bir görüş alıyhoruz alnımız açık kötü bir şey yapmıyoruz zaten yiğidin malı meydandadır sizin başka veterinerlerden de fikir aldığınıza kızan bir veterineriniz varsa iyi nyetinden ve egosundan şüphelenin.

9. Kediniz hasta olduğunda veterinere götürmeden sadece internetten araştırma yapıp bilgi bulup tedavi ederim ben evde bunu umuduna kapılmayın. Bunu yapmayın basit bir şey de olsa belki o anda muayene de başka bir durum daha ortaya çıkacak siz kedinizi veterinere götürün. Araştırmayı ise kendinizi daha bilgili kılmak için, farklı bir yön ve bakış açısı öğrenmek için yapın. Yeni öğrendiğiniz şeyler olursa bunları veterinerinizle paylaşın ve konuşun fikir alın düşüncelerini öğrenin.

Ama deneyimlerimden kaynaklanarak söylüyorum kedinizin önemli veya belirsiz bir rahatsızlığı olduğunda da sadece vetyerinere götürdüm tedavisini oluyor diye kafanızı olaydan kopartmayın. Size iyi bilgi verilmediyse veterineriniz size hasdtalık ve tedavi ile ilgili birşeyler anlatmadıysa bilgi edinmek adına internete mutlaka başvurun. Hatta öğrendiklerinizi açın telefon veterinerinizle de konuşun. Siz bana bilgi vermediniz ama ben merak ettim bunları araştırıp buldum benim kedimin durumu hakkında bu bilgiler üzerinde konuşalımmı deyin. Size baş belası gözüyle bakanlar olabilir ama ben her zaman sorumlu bir kedi sahibi olacaksam baş belası olamyı da göze alırım! Beni öyle görenlerin ayıbıdır bu hiç önemsemem sorularımı sorar konuşma talep ederim. Her zaman şeffaflık ve konuşma hem sizde hem de veterinerinizde olması gereken önemli 2 özelliktir! Bu arada tabii ki basit bir göz iltihabında bir damla verilip de veterineriniz geçer 1 hafta kullan dediği bir süreçte ve durumda neyin araştırmasından bahsediyoruz herşeyi araştırın demiyorum kafayı yemeyin bu konuda da!

Benim ölen kedim ben veterinerimizi hiç sorgulamadım diye bu durumları yaşamıştı. Halbuki o zaman veteriner kedimin hastalığı konusunda hep müphem konuşuyor bir türlü tam bir teşhis söyleyemiyor ve habire de çok ağır ilaçların kullanıldığı bir tedavi uyguluyordu. Ben de o zamanlar bu kadar bilgi ve deneyim sahibi olmadığımdan o veterinerdir ne dese ne yapsa yeridir gibilerinden düşünerek tedavi sürecini ve hastalıkları hiç sorgulamıyor ve internette araştırma veya bir veterinere daha götürme gibi aksiyonları yapmıyordum.

Meğersem işte basit bir yiyecek allerjisi olduğu ortaya çıkmıştı çocuğumun mamasını değiştirse geçecek bir hadise için 6 ay antibiyotik ve kortizon tedaivisi görmüştü ve uzun vadede de vücudu yıprandığı için öldü o tedaviler ve o tedavileri uygulayan veteriner yüzünden.

6159452_700b

Tesadüfen o zamana denk geldi evlenmem ve Nişantaşından taşınmam Anadolu yakasına ve dolayısı ile mecburen veterinerimizi değiştirmiştik allahtan! Önce Ömer Bey ile ve sonrasında da onun tavsiyesi ile kendisi şehir dışına gidecekti, Tansu Hanım ile tanıştık ve Çileğim ölümün kıyısından dönerek 3 yıl daha sağlıklı bir şekilde sayleerinde yaşadı. Hemen yiyecek allerjisi tespiti yaptılar amma değiştirdik ve olay bitti arkadaşlar ilaç bile kullanılmadı. İşte eğer ben bu değerli veterinerlere allah her ikisinden de razı olsun- daha önce karşılaşsa idim Çileğim ilk rahatsızlandığında en başktan kısa ve kolay bir tedavi ile iyileşecekti ve daha uzun yaşayacaktı o ağır ilaçları vücuduna hiç almamış olacaktı…Kader… Ben de bu olaylar neticesinde sorgulamaya, bilgileri her daim araştırıp doğrulamaya farklı görüşler alamaya önem verdim ve bugünkü bakış açıma sahip oldum…

Bunları her zaman aktarmayı bir borç biliyorum tüm hayvanseverlere… İstiyorum ki siz bir yerlşerde kasap gibi çalışan o kötü veterinerlerin kurbanı olmayın bir evcil dostu kaybetmenin acısı çok büyük çünkü…Kötüleri ayırt edin, iyi ve dürüst veterinerlere yönelin…Bilinçli olun, algısı yüksek bir insan olun kapasitenizi zorlayın yan gelip yatmayın!:)

Bu arada tabii ki herkes her şeyi bilecek diye bir şey yok, iyi bir veteriner de alemi cihan olsa dahi herşeyi bilemeyebilir eksik kalmış yönleri vardır ama bunu gizlemez sizi doğru yönlendirir bilmemek değil öğrenmemek ayıptır mantığında olur.Olmalıdır…bu demek istiyorum..

10. Mama konusunda ülkemizde büyük bir açık var hatta biz kullanıcılardan önce veterinerlerin sağlıklı ve doğal mama kavramları ile tanıştırılması ve bilgi aktarılması gerekiyor. Ama bir yandan da ülkemizde büyük bir bilinç kapalılığı var çocuğunuza gün aşırı hamburger laıp yediriyorsanız kedinizi de neden teknolojik kimyasal maddelerle katkılı bir yemle beslemeyeyim ki bizim yediklerimizde de var diye düşünebilirsiniz doğaldır yani…

Sağlıklı mama konusunu yabancı sitelerden mutlaka ve her daim araştırın bilgiler edinin sürekli güncelleniyor bilgiler geri kalmayın…Kullandığınız mama neden sağlıklı ve doğal veya neden kötü bunu ayırt etmek için önce öğrenmelisiniz bu bilginin en balından öğreneceksiniz ezbere bu işyi bu kötü değil… Yoksa biri bir gün kullandığınız mama hakkında bir soru sorar öylece kalırsınız….Bu nedenle ben araştırdığım için mesela Acana konusunda beylik yanlış fikirlere cevap verebiliyorum…Yoksa mamayı üreten değilim satan değilim hele formule edip de bulan hiç değilim….

11. Doğal ve alternatif tedavi yöntemleri aslında holistik veterinerlerin gözetiminde uygulanması gereken çok faydalı ama dikkatli kullanılmazlarsa çok da zararlı olabilen yöntemlerdir. Ben doğal tedavi yöntemi uygulamak derken bunları kastetmiyorum aslında. Esasen konu, doğal ot ve bitkilerden ve çeşitli maddelerden kür halinde tedavi olarak yararlanmak ilaç yerine yani Amerika’da artık çoğunlukla durum böyle. Ama benim kastettiğim bu değil olamaz da çünkü buradan destek alabileceğimiz doğacı bir holistik veteriner yok. Ben Cococuğum Türk veterinerlerinin çözüm bulamadığı hastalığına öyle ekstrem bir tedavi uyguladım evet ama bu çok dikkat edilmesi gereken ve riskli bir durum, ben riski aldım zaten o gidişle ölecekti o yüzden riski aldım iyi geldi benimkisi bu kadar uzaktan araştırma ile iyi bir şans oldu ama tavsiye edemem asla.

Tavsiye edebileceğim şeyler ise yine pek tabii ki yabancı kaynaklardan doğal vitamin ve yiyecekler konusunda bilgi edinmeniz. Mesela C vitamini..bunlar çok önemli kedimizin sağlığı konusunda doğal bir fark yaratmaktan bahsediyorsak mesela yoğurt….Bu konularda bilgi edinin mesela kediniz soğuk algınlığı olduğunda c vitamini ve ekinezya gibi yararlı doğal maddelerden oluşan bir karışım verebilirsiniz ona. Bu bilgiyi edinmiş olursanız hazır c vitaminli ekinezyalı maya tabletleri satılıyor örneğin bu ürünü fark edip bulacak satın alacaksınız ve gerektiğinde kullanabileceksiniz ne işe yaradığının farkında olacaksınız gibi…Daha light yöntem ve püf noktalarından bahsediyorum… Bunlar için yabancı siteler sonsuz bir kaynak…

Kısacası interneti olumlu bir kaynak olarak sizi desteklemesi ve farklı bakış açısıları kazandırması açısından tepe tepe kullanın! Ancak dertlerinize hap gibi deva olacak da zannetmeyin. Bilginini doğrusunu arayıp bulmakla onu öğrenip hayatın içine aksiyon olarak katmakla sizler yükümlüsünüz.

 

“Akıl, iki çeşittir: Birincisi kazanılan akıldır; sen onu mektepteki çocuk gibi kitaptan, hocalardan, düşünceden, alışkanlıktan, kavramlardan, ve yeni ilimlerden öğrenirsin. Aklın başkalarınınkinden daha büyük olur fakat edindiklerinin ağırlığıyla yorulursun. Diğer akıl, Allah’ın ihsanıdır. Onun kaynağı ruhtadır. Gönülden bilgi pınarı fışkırdığında onun kaynağı ne bozulur, ne eskir ne de renk değiştirir.

Edinilmiş akıl dışarıdan eve akan bir ırmağa benzer. Eğer yolu üzerinde bir engel olursa aciz kalır. Kendi içindeki pınarı ara sen!”

Mesnevi IV- 1960-68 MEVLANA

Kötü yorum yapan okuyucularıma da selam olsun…:)

Meltem Şafak